SON DAKİKA

Evim Güzel Evim

Resmin büyük halini görmek için tıklayın

12 Temmuz 2021 - 21:00 'de eklendi ve 2.357 kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Emekli Tuğgeneral Canlı Yayında Açıkladı: Sedat Peker’in Silah Dağıtıldı İddiasıyla Ortaya Çıkan Korkunç Gerçek!

Bunun çok vahim bir hal bulunduğunu bildiren Solmaztürk, şunları söyledi: “Burada biz yalnızca ufak bir parçasını görüyoruz şu anda bunun. Kaybolan silahların sayısı, yani Güvenlik Genel Müdürlüğü’nün ve Jandarma Genel Komutanlığı’nın envanterinde olup kayıp olan silahların sayısı, benim bildiğim kadarıyla, yani kamuoyuna açıklandığı kadarıyla 100 binden çok. Bu, normal resmî belirtiler rakam. Bu, çok çok büyük bir rakam. Meselâ bir piyade tugayının aşağı yukarıyaya 5 bin şahıs bulunduğunu düşünün, burada aşağı yukarıyaya 20 tugaydan söz ediyoruz, öyle söyleyeyim. Bu, çok çok büyük bir rakam ve şunların büyük bir kısmı, anlaşıldığına göre otomatik silah. Yani tabanca değil, otomatik silah. Vahim bir hal. Çok ciddi.” “Silahlar çıkmışsa, milyonlarca mühimmat da çıkmıştır” Güvenlik ve Jandarmadan bu kadar silah çıktığına göre milyonlarca da mühimmatın çıkmış olabileceğine işaret eden Solmaztürk, “Bu kadar silahı çıkartan, şunların mühimmatını bırakmaz. Solmaztürk, iddia edilen silahlanmanın, Seferberlik Tetkik Kurulu’nun faaliyetinden değişik bulunduğunu, şu anda Türkiye Cumhuriyeti Devleti’nin sınırları içersinde bir teşkilatlanmaya gidildiğini belirtti. Solmaztürk, bu teşkilatlanmanın maksadı her neyse, bu teşkilat mensuplarına hükümetin bilgi kapasitesi ve onayı dahilinde silahların aktarım edildiği ve 15 Temmuz’un bunun amacıyla bir bir vesile, bir bahane, bir fırsat olarak kullanıldığının iddia edildiğini ifade etti. Başta Cumhurbaşkanı ve İçişleri Bakanı olmak üzere, Millî Savunma Bakanı, Jandarma Genel Komutanı, Güvenlik Genel Müdürü… Bunların açıklaması lâzım. Bu, çok vahim bir hal.” dedi. Solmaztürk, bu hususta şu ana kadar hiçbir açıklama yapılmaması ve hiçbir tahkîkat başlatılmamasının, bu şahıslarla alakalı ve kayıp 100 bin silahla alakalı hiçbir savcının tahkîkat başlatmamasının, iktidarın bunun gerçek bulunduğunu bildiğini ve bir tahkîkat başlatılırsa bunu denetim edemeyeceklerini ve bundan siyasî olarak zarar göreceklerini bildikleri amacıyla bundan kaçınmaları manasına yaklaştığını ileri sürdü. Solmaztürk, “Diğer tüm iddialarda bulunduğu gibi.” dedi. Kayıp 100 bin silahın, ördek ya da domuz avında sarfedilen silahlar değil polisin bile enderen kullanacağı harp silahları bulunduğunu altını çizen Solmaztürk, sözlerine şu şekilde devam etti: “Devletin resmî vazifelileri dışında bir teşkilat söz konusu” “Bunlar, durup dururken dağıtılmaz. Mutlaka bir plan var. Nasıl ki bir ordu teşkilatlanması, bir eğitimi, onun kadrosuna gireceği silahlar, teçhizatlar vesaire vazifelere göre belirlenirse, bu iddia edilen silahların dağıtıldığı teşkilat her ne ise, kesinlikle birtakım vazifeler amacıyla öngörüldü. ‘Bu vazife ne olabilir?’ diye düşündüğünüz vakit, ülkenin sınırları içersinde bir düşman görülmediğine göre, şayet bir düşman görülüyorsa bunu yapacak bireylerin kimler bulunduğu belli. Ordu var, Jandarma var, Polis var, Millî İstihbarat Teşkilatı var. Onların denetiminde devletin resmî kurumlarının teşkilatları var. Yani devletin silahlı kuvveti var. Güvenlik güçleri var. Şimdi şunların dışında çok açıkça bir teşkilat söz konusu. Devletin resmî üniformalı, kanunen yetki sahibi vazifelileri dışında silahlanmış şahısler, gruplar, teşkilatlar varsa, ki orada bulunduğu anlaşılıyor, şunların ne maksatla teşkilatlandırıldıkları tabi kaygı verici.” “Bu, vuruş gerçekleştirmek amacıyla teşkilatlanmaktır” Solmaztürk, bu halun, Türkiye’nin iç huzuruna, güvenliğine, dirliğine, anayasal düzene tehdit bulunduğunu vurgulayarak, “Bu, vuruş gerçekleştirmek amacıyla teşkilatlanmaktır. Öyle palavradan değil fiilen. Yani vuruşa hazırlık eylemleridir şunlar. Çok vahim, çok ciddi bir haldur.” dedi. “Hayretle izliyorum” Solmaztürk, 100 bin seviyesinde seri numarası tanınan ama nerede bulunduğu açıklanamayan ama hâlâ başta İçişleri Bakanı, Cumhurbaşkanı ve Millî Savunma Bakanı olmak üzere birtakım makamlardaki insanların hiç istifini bile bozmadan oturmalarını hayretle izlediğini söyledi. Solmaztürk, sözlerine şu şekilde devam etti: “Bakınız, değil 100 bin silah, ben de senelerce zimmet aldım. Bizim, değil bu tür 100 bin silah, tek bir tabancamızın kaybolması, bizim amacıyla bir haysiyet meselesiydi, haysiyet haysiyet! Ha, tüm çabalara karşın şayet bir silah bulunmazsa, kesinlikle ve kesinlikle, sorumlusu kimse onun altına imza atan, mahkemeye gider ve bunun hesabını verirdi. Bakın, bırakınız seri numarası yazılı silahı, ben kendim olarak söyleyeyim, yani kendi başıma geleni söylüyorum, çatışmaya girip kullandığımız mühimmatın boş kovanlarından, çatışma koşulları ya da arazi, çamur, kar, kış, her ne ise, kaybolan boş kovanlar amacıyla bile, çatışma zaptı olmasına karşın, boş kovan bakın boş kovan, mermi, silah demiyorum, boş kovan amacıyla bile ben, mahkemeye çıktım ve hesap verdim savcılara. Bakın, boş kovan amacıyla, bir subay olarak. Şimdi 100 bin silah kayıp, kimse kılını kıpırdatmıyor, istifini bile bozmadan orada sağdan soldan uluse yurt ulus nutukları atıyor, utanmadan, çekinmeden, sıkılmadan. saldırıda kimsenin tutuklanmadığını anımsatan Solmaztürk, bunun, saldırıyı düzenleyenlere ‘aferin’ demek manasına yaklaştığını ileri sürdü. Ha, ‘dağıtmışlar’ demiyorum, elimde bir kanıt yok. ‘Onlar buyruk verdi, dağıttılar’ diyemem. Bilsem söylerim onu da. Ama şunu biliyoruz, hepimiz görüyoruz, açıkça görüyoruz; zira silahlar orada dağıtılırken tanım edilen yerde tespit edilen adam, ‘Evet, ben oradaydım. Bunu biliyoruz. Ha, velev ki çıktı, şunlar ile alakalı kesinlikle ve kesinlikle en az onlarca davanın açılmış olması ve en azından İçişleri Bakanlığının meclisi bilgilendirmiş olması gerekirdi. Bunların hiçbiri yapılmadığına göre, demek ki nasıl ki o gazetecilere oluşturulan saldırıdan mutlular, ‘aferin’ diyorlar, o vakit ‘şunları da yapabilirler’ deriz. Vahim olan da budur.” diye konuştu.

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA
error: Hırsızlık Yapma Emek Hırsızı