SON DAKİKA

Evim Güzel Evim

Resmin büyük halini görmek için tıklayın

27 Haziran 2021 - 12:39 'de eklendi ve 4.164 kez görüntülendi.
HABER HAKKINDA GÖRÜŞ BELİRT
YASAL UYARI! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, pornografik, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen kişiye aittir.

Abdullah Gül’den Son Dakika İtirafları

11. Cumhurbaşkanı Abdullah Gül, Alman Radyosu ARD’nin İstanbul muhabiri Christian Buttkereit’e Türkiye’nin Avrupa Birliği ve Almanya ile ilişkileri ile alakalı mülakat verdi.Gül, Türkiye’nin AB’ye tam üyelik hedefine olan desteği sayesinde Önce bu tür bir Türkiye’yi hayal etmek gerekir. Böyle bir ülkenin AB’ye katkısı da Ekonomi, Son Dakika Ekonomi Haberleri, Ekonomi Son Dakika’>ekonomi ve politika başta olmak üzere her yönden çok değişik olacaktı” ifadelerin kullandı. “Tam üyelik hedefinden şu anda geriye kalan nedir?” sorusunu yanıtlayan Gül, “Şartlar çok değişti. Hem Türkiye hem Avrupa değişti. Siyasi iradelerin çok değişik kişisel ilk seçenekleri var.” cevabını verdi. “KARŞILIKLI HATALAR YAPILDI”Türkiye ve Avrupa Birliği ilişkilerinde gelinen noktada karşılıklı olarak meselelar olduğunu dile getiren Gül, şu şekilde devam etti:”Hem AB’nin meseleları var hem de Türkiye’nin içersinde varolduğu hal var. Bu halun en büyük sebeplerinden birisi Kıbrıs meselesidir. Kıbrıs’ta 2004 senesinde Annan Barış Planı Rumlar doğrultusundan reddedilip, Türkler doğrultusundan kabul edilmesine karşın Güney Kıbrıs’ın AB’ye üye kabul edilmesi büyük bir Hataydı. Bu üyelik, AB prensiplerine de aykırıydı, zira sınır meselelerini çözmeden bir ülkenin AB delegesi olması söz hususu olamazdı. Bu ilkeyi AB göz ardı etti ve Güney Kıbrıs’ın tam üye yapılmasıyla Kıbrıs bozukluğu AB’nin amacıylae taşındı. Böylece bu mesele girift bir duruma geldi. NATO 60. Yıl Zirvesi’nde bunun bir hata olduğunu tekrarladığımda Sayın Merkel de bunun bir hata olduğunu çok içten bir şekilde her bireyin içersinde kabul etti.” Daha evvelce söylediği “Türkiye tam üyelik hedefinden vazgeçmemelidir” sözünü detaylandıran Gül, şu ifadeleri kullandı:”AB müktesebatını üstlenmiş bir Türkiye her yönden değişik bir ülke olacaktı. Önce bu tür bir Türkiye’yi hayal etmek gerekir. 80 milyonluk, yapılacak çok işi olan, Maastricht ve Kopenhag kriterlerini benimsemiş bir Türkiye çok değişik olacaktı. Böyle bir ülkenin AB’ye katkısı da ekonomi ve politika başta olmak üzere her yönden çok değişik olacaktı. Böyle bir Türkiye, AB amacıyla de vazgeçilmez bir değer olacaktı. Ben saatinde Sarkozy, Merkel ve başka liderlere müzakerelerin tamamlanmasının önünü kesmemelerini, Türkiye’nin fasılların hepsini üstlenmesi gerekliliğini belirttim. Nihayetinde komisyon Türkiye’nin tüm şartları yerine getirdiğine düşünce getirirse, dilerseniz referanduma gidin ve üyeliğimizi gene reddedin demiştim. Ancak inanıyordum ki bu tür bir Türkiye ile tüm Avrupa ülkeleri birlikte olmak isteyecekti. O dönemde hükümetin reform iradesi ve en zor fasılları bile üstlenmek hususu ile alakalı arzusu çok kuvvetliydü. Başbakan Erdoğan’ı ve tüm kabine üyelerini Cumhurbaşkanı olarak çok teşvik ediyordum. Reform hususu ile alakalı hükümetimiz kararlıydı. Ne yazık ki Sarkozy liderliğindeki Fransa ve Rumların fasılları dondurmaları, büyük bir hayal kırıklığı yarattı. Sayın Sarkozy ve Sayın Merkel’e AB hukuku ile ekonomik kurallarını uygulayan kuvvetli bir Türkiye’nin Avrupa şirketleri amacıyla de faydalı olduğunu, bu halun Avrupa ekonomisine fayda sağlayacağını söylemiştim. Zira Avrupa’da yeni yapacak yol, baraj, havalimanı yoktu, ancak Türkiye hala büyük yatırımlara elverişli bir ülkeydi. Bunları söylediğimde Sayın Merkel anlayış işaret ediyor ve ahde vefa ilkesini vurguluyordu. Ancak, Sayın Sarkozy’nin belirli fasılları bloke etmesi, Rum-Yunan ekolünün arka kısmına sığınması çoğu fırsatı geri çevirdi ve Türkiye’de bu hal reaksiyonla karşılandı.” Türkiye’yi hangi noktalarda yanlış görüyorsunuz?” sorusuna ise Abdullah Gül şu cevabı verdi:”AB’nin bu tavrını görünce, TBMM üyelerine ve hükümete bir Cumhurbaşkanı olarak, AB müktesebatını kendi irademizle üstlenmemiz gerekliliğini, reformcu kalitemizi kaybetmeden çalışmaya devam etmemizin elzem olduğunu, bunun sonucunda güçlenecek Türkiye’nin AB amacıyla de daha cazip olacağını belirtmiştim. Türkiye’nin noksanlığı da bu oldu. Vaktinde çok açık bir şekilde, basın toplantılarında da Türkiye’nin NATO delegesi olan, ancak AB delegesi olmayan Norveç gibi olabileceğini, fasılların adeta açılıp kapanmasının simgesel olduğunu, mühim olan fasılların içeriğini bir ülkenin gerçekleştirmesi olduğunu ifade etmiştim. Türkiye olarak neyi yapmamız gerekliliğini biliyorduk. Bu iradeyi göstermemiz gerekiyordu, Bu sayede Türkiye çok kuvvetli bir ülke olacaktı. Bunu yapamadık.”

POPÜLER FOTO GALERİLER
SON DAKİKA HABERLERİ
SON DAKİKA
error: Hırsızlık Yapma Emek Hırsızı